Sağlıklı Yaşam

Site Rengi

Evlilikler neden biter?

Evlilikler neden biter?

Ailelerin aile olmakta en çok zorlandığı dönemlerden birini yaşıyoruz.

Her geçen gün yükselen boşanma rakamları bir yana, herkezin en yakınlarından gördükleri ve duydukları boşanma olayları aileler ile alakalı bildiğimiz pek çok şeyin değiştiğini gösteriyor.

Üstelik boşanmalar ailelerle ilgili yalnızca buz dağının görünen kısmı, aile içi şiddetten cinayete, kavgalardan küslüklere altta görünmeyen ama üsttekinin bir kaç katı çok büyük bir dağ daha var.

Mutluluk yuvası olması gerekli olan evlerimiz artık mutsuzluk hücresi gibi algılanmaya başlanmış ve bunun neticesinde da eve gitmemek için kimi işte kaldığı süreyi uzatmaya kimi kendisine yeni işler bulmaya, kimi hergün arkadaşlarıyla buluşmaya başlamış, eve gitmek mecburiyetinde kalanlar da evdeki bütün zamanlarını izlemek, yemek ve uyumak üzerine kurup ailesiyle zaruri bir kaç söz dışında konuşmayı bırakır olmuşlardır.

Hiç kuşkusuz bu noktaya insanlar genelde bir anda gelmiyor.

Evliliğin ilk günleri, ilk ayları farklı, sonrakiler farklı oluyor. İlk aylarda eşlerin birbirlerine gösterdikleri sevgi, anlayış, hoşgörü ve fedakârlık süreç içerisinde yitip gidiyor.

Sürecin sonunda ise aynı evde yaşamakta olan fakat paylaşımları aynı otelde kalan insanlardan çok da farklı olmayan aileler görüyoruz.

Peki ne oluyor da insanlar bu noktaya geliyorlar?

Hiç kuşkusuz burda Tolstoy’un Anna Karenina kitabına giriş cümlesi olarak yazdığı “bütün mutlu aileler birbirine benzer ama her mutsuz ailenin kendisine özgü bir mutsuzluğu vardır” sözü akla geliyor.

Bu yazıda ailelerde genel itibari ile nelerin insanları aile olmaktan çıkarıp aynı evi paylaşan bireyler haline getirdiğini tespit etmeye çalışacağız.

EVLENEYİM AMA TEK KİŞİ GİBİ TAKILAYIM / ESKİ HAYATIM DEVAM ETSİN İSTİYORLAR

İnsanların evlenmeden önce yaşadıkları ve alışkın oldukları bir yaşam ve düzen var.

Evlenince ister istemez bu hayat tarzı değişecek, bu düzen bozulacak. Yerine evli birisi olarak eşleriyle beraber yeni bir yaşam tarzı yeni bir düzen inşa edecekler. Ancak günlük hayatta görmüş olduğumuz genelde insanlar evlendikten sonra evlenmeden önceki düzenlerini ve alışkanlıklarını değiştirmek istemiyorlar.

Özellikle erkekler ve onlardan da özellikle geç evlenen erkekler o yaşlarına kadar yalnız olarak alıştıkları düzeni evlendikten sonra da devam ettirmek istiyorlar. Bir kısmı akşamlarının büyük çoğunluğunu dışarıda arkadaşlarıyla geçirmeye alışmışken diğer bir kısmı da tek başına bilgisayar başında olmaya alışmış oluyor.

Evlendikten sonra eşleri birlikte vakit geçirmek istediklerinde ise bir iki sefer zoraki yapılan fedakârlıklar dışında beyler eski alışkanlıklarına devam etmek istiyorlar.

Eşleri herhangi bir söz söylediğinde ise dırdır yapıyor, çok sıkıyor veya olağanüstü bir şey talep ediyor gözüyle bakıp eşlerini suçluyorlar.

Hâlbuki evlilik tek kişilik bir yaşam değildir ve insan evlendikten sonra tek kişi gibi hayatına devam edemez.

GEÇMİŞ GEÇMEMİŞ OLUYOR

Evlilik süreci zor ve sıkıntılı geçer genelde. Özellikle isteme, söz, nişan, düğün, yeni ev kurma vs. Gibi uzun, detaylı ve yorucu süreçler birbirini belki hiç tanımayan ve her halükarda farklı aile olmaktan kaynaklanan farklı kültürlere sahip olan iki ailenin çatışmasına sebep oluyor.

O süreçte söylenen bir söz, yapılan bir davranış ya da ihmal edilen bir jest ilerleyen yıllara kadar taşınabilen soğukluk ve kırgınlıkların kaynağı olabiliyor.

Nişan alışverişinde annesine 1,5 metre yerine 1 metre eteklik kumaş alındığı için evliliklerinin 9. senesinde 2 çocuğun ardından eşine sitem edip değer görmediğini düşünen bir hanımefendi görmüştüm.

Halbuki bu kadar detaylı ve zorlu yaşanan her süreçte ister istemez çeşitli aksaklıklar ve eksiklikler olacaktır, olur.

Başta aile büyükleri dahil olmak üzere eşlerin de birbirlerine karşı bu süreçte ve sonrasında mümkün olduğu kadar iyi niyetli, hoşgörülü, kolaylaştırıcı ve affedici olmaları uzun sürede mutlu bir evlilik yaşamak için şarttır.

KARŞILANMASI MÜMKÜN OLMAYACAK KADAR YÜKSEK BEKLENTİLER VAR

Eşlerin birbirlerinden belli beklentileri olması kadar normal ve doğal bir şey yoktur. Ancak bu beklentilerin seviyesi ve süresi konusunda her iki tarafın da makul ve anlayışlı olmaları şarttır.

Evlilik süreli olarak yaşanan, planlanan bir beraberlik değildir. Dolayısıyla evlilikte eşlerin daima birbirlerinin beklentilerini bütünüyle karşılamaları mümkün olmayabilir.

Mesela bir hanımefendinin eşinin beklentileri dolayısı ile daima fiziğine ve giyimine dikkat eden bakımlı, evin işlerine ve yemeklere dikkat eden becerikli, çocukların bütün işleriyle meşgul olup problemlerini çözen ilgili bir insan olmasını beklemek haksızlık olur.

Bir eşin muhakkak bakımlı, becerikli ve ilgili olmayı beklemesi çok normaldir fakat bunu her an üst seviyede beklemesi olanaksız bir şeyi istediğinden doğru ve olanaklı değildir.

Yine bir beyefendinin de daima güler yüzlü, konuşkan, ilgili olması, eşine daima yardımcı olması, her koşulda hoşgörülü ve anlayışlı olması, eşinin her söylediğini muhakkak hatırlaması ve yapması mümkün olmayabilir.

Bu konu da da hanımefendinin anlayış göstermesi ve beklentilerini sevgisini kaybetmeden makul düzeye çekmesi mutlu bir evlilik için önemlidir.

EVLİLİK 2 KİŞİ KALMIYOR

Evliliklerde her iki tarafın ailesinin varlığı evliliği güçlendirmeli, kolaylaştırmalı ve zenginleştirmelidir.

Ancak maalesef uygulamada böyle olmuyor hatta tam tersi yıkıcı, zorlaştırıcı ve sorun çıkartıcı bir işlev üstelenebiliyor.

Eşler arasındaki en ufak bir sorunun veya anlaşmazlığın büyüklere taşındığı, büyüklerin çeşitli nedenlerle bir eşi diğerine şikayet ettikleri, büyüklerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları eşlerle olan ilişkilerine yansıtmaları, eşlerin eşlerini ve büyüklerini aile içerisinde doğru konumlandıramadığı, büyüklerin eşlerin birbirleriyle ilişkilerine, ev hallerine veya çocuk yetiştirme tutumlarına müdahale ettikleri, çocukları arasında açık haksızlıklar yapmış oldukları ve çifte standartlar uyguladıkları vb. Durumlarda evlilikler ciddi anlamda yıpranabiliyor.

Sonuçta da gelinen nokta ne eşleri ne geniş aileyi sevindiriyor.

Dolayısıyla büyüklerin daha yapıcı ve onarıcı bir işlev üstlenmeleri ve boş zamanlarını gelin veya damatlarıyla uğraşmak yerine daha yararlı işlerle uğraşmaları evliliklerin sıhhati açısından son derece önemlidir

Kara kaplı defterler var:

Hiçbir evlilik sürekli mutlu ve neşeli geçmiyor. Her ilişkinin zor vakitleri, sıkıntılı dönemleri oluyor.

Bu dönemlerde yaşananlar ve söylenenler kara kaplı defterlere yazılıp her fırsatta bu defterler açılırsa hiç şüphe yok ki evlilik bu durumdan olumsuz etkilenir. Halbuki dün yaşanan dün yaşandı, bugün yaşanan bugün yaşanıyor.

Dolayısıyla dün yaşananı bugün yaşanana eklersek hem bugün yaşanan olduğu gibi görülmeyip olduğundan çok daha fazla büyütülür, hem de çözmek imkânsız duruma gelir.

Bu sebeple mutlu bir evlilik için kara kaplı defterleri bir an evvel yırtıp atmak gerekmektedir.

Kötü alışkanlıklar ilişkiyi öldürür:

Eşlerden birinin sigara, alkol, kumar gibi devam etmekte olan kötü bir alışkanlığa sahip olması evliliği uzun sürede bitiren önemli nedenlerden birisidir.

Alkol, kumar kadar büyük görülmese de daha yaygın olan ve en az alkol, kumar kadar soruna yol açabilen televizyon ve bilgisayar bağımlılığı da evliliği özellikle son senelerde yıkan önemli sebepler arasındadır.

Eve geldiğinde televizyon başında bulduğu ve yatarken televizyon başında bıraktığı bir hanımefendiyle evli beyefendi veya eve gelir gelmez televizyonun başına geçip onun karşısında uyuyakalan ya da bilgisayarın başına geçip geç vakitlere kadar internette vakit geçiren bir beyefendi ile evli bir hanımefendi evliliklerini uzun süre daha sağlıklı bir biçimde devam ettiremezler.

Evlilik hazırlık ister:

Evlenmeden önce hem hanımefendinin hem beyefendinin evliliğe muhakkak ama muhakkak hazırlanması gerekiyor.

Bu hazırlık çamaşır, bulaşık makinesinden, çeyizden dantelden öte evlilik ile alakalı cinsel bilgilerden psikolojik bilgilere, yemek hazırlama becerisinden alışveriş becerisine kadar geniş bir yelpazede olmalıdır.

İşe girmek için yıllaca okuyup, çok sayıda eğitim alan insanın evlenmeden önce bir şey okumaması ve herhangi bir eğitim almaması doğru ve mantıklı değildir.

Kötü örnek örnek olmaz:

Evliliklerinde çeşitli nedenlerle mutsuz olan insanlar bu mutsuzluklarını belki bilinçaltı bir psikoloji ile herkese bulaştırmak isterler.

Düşünürler ki sorun kendilerinde veya kendi evliliklerinde değil her evlilikte ve her evlidedir.

Dolayısıyla özellikle yeni evlenenler üstünde olumsuz etki bırakacak nasihatler(!) verir, hikâyeler anlatır, deneyim (!) paylaşımlarında bulunmaktadırlar.

“Erkek milleti,” “kadın milleti”deyip bir sorun olmasa bile mutlaka olacağına dair öngörülerde bulunmaktadır, ilişkiye gölge düşürecek ve yanlış anlaşılmaları tetikleyecek şüphe tohumlarını evlilerin kalplerine ekerler.

Halbuki onların kendi yaşamlarında yaşadıkları ya da başkalarının yaşamlarında gördüklerini herkezin yaşayacağı diye bir kural yoktur. Kötü evlilikler kadar duyulup bilinmese de kötü evlilikler kadar belki de daha çok sayıda iyi evlilik vardır.

Dolayısıyla bu tür insanların sözlerine çok kulak asmamak, ne kadar yakın olsalar da ve ne kadar samimi gözükseler de bu konu da çok fazla konuşmalarına izin vermemek gerekir.

Arkadaştan eş olmaz:

İnsan hayatında farklı farklı insanların yer alması kaçınılmazdır. Ancak her insan olması gerekli olan yerde olduğu zaman insana fayda sağlar.

Bu çerçeveden baktığımızda insanın eşi, dostu, arkadaşı olacaktır. Ancak eş eş olacaktır, arkadaş arkadaş.

Kişi bütün hayatını, işlerini, sırlarını eşine değil arkadaşına anlatmamalı, güzel gördüğü her yaşantıyı eşi yerine arkadaşıyla paylaşmamalıdır.

Gezmeye arkadaşıyla giden, sohbetini arkadaşıyla yapan, eşini tanımadığı kadar arkadaşını tanıyan ve bilen, eşine ayırmadığı kadar vaktini arkadaşına ayıran, eşiyle aynı çatıyı ve aynı yatağı paylaşmanın ötesinde bir şey paylaşmayan bir şahıs arkadaşını eşi yapmış demektir. Evlilik için en önemli tehlikelerden birisi de eşarkadaşlardır.

Evimdeki yabancı kim?

Eşlerin evlenmeden önce birbirlerini tam anlamı ile tanımadılarsa bile evlendikten sonra tanımaya çalışmaları, birbirlerinin duygu ve düşünce dünyasını bilmeleri sağlam temelli paylaşımlarda bulunmaları açısından önemlidir.

Eşini tanımaya dönük hiçbir gayrete girmeyen, televizyondaki herhangi bir şarkıcı ya da futbolcu hakkında veya bir dizi ve dizi karakteri hakkında eşinden daha çok şey bilen bir şahıs süreç içerisinde eşiyle uzaklaşmaya ve bir süre sonra hiç tanımadığı bir yabancıyla yaşamaya başlayacaktır.

Söz konusu yabancının ne seveceği ne sevmeyeceği ne yapacağı ne yapmayacağı ne diyeceği ne demeyeceği diğer yabancı tarafından da bilinmediği için evlilik bir süre sonra devam edemez hale gelecektir.

Dr. Mehmet DinçBir bir veya daha fazla kişi ve şunu diyen bir yazı 'EVLİLİKLER NEDEN BİTER? Ûailecocuk Ailelerin aile olmakta en çok zorlandığı dönemlerden birini yaşıyoruz. Her geçen gün yükselen boşanma rakamları bir yana, herkesin en yakınlarından gördükleri ve duydukları boşanma olayları aileler ile ilgili bildiğimiz birçok şeyin değiştiğini gösteriyor. Peki ne oluyor da insanlar bu noktaya geliyorlar?' görseli olabilir

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.