Sağlıklı Yaşam

Site Rengi

Körlüğe Yol Açan 5 Neden!

13.04.2021
900
Körlüğe Yol Açan 5 Neden!

Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, görme problemlerinin yaklaşık % 80’inin önlenebilir ya da tedavi edilebilir özellikte olduğunu belirtti Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, dünyada 253 milyon kişinin yaşadığı görme problemlerinin yaklaşık % 80’inin önlenebilir ya da tedavi edilebilir özellikte olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, göz hastalıkları ve tedavisi konusunda farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çekerek, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en sık görülen ilk beş körlük sebebini anlattı.

 

 

KATARAKT
Yaycıoğlu, kataraktı gözün normalde saydam olan merceğinin saydamlığını kaybetmesi ve sertleşmesi olarak tanımlayarak, “Ortaya çıkmasında yaşlılık en önemli faktör bulunmasına karşın, travmalar ya da bazı göz hastalıkları da neden olabiliyor. Görmede azalma, bulanıklaşma, renklerde soluklaşma, ışık yansımaları, çift görme, gece görmesinde azalma ile kendisini gösterebiliyor. Kataraktla ilgili en önemli nokta ise tedavisi mümkün olmasına karşın halen dünyada bir çok bölgede insanların tedaviye zamanında başvurmaması. Oysa katarakt, düzeltilebilir körlük nedeni olarak ilk sırada yer almakta. Sorun ortaya çıktığında körlük seviyesine ulaşmadan, görme kaybı % 50’nin altına indiğinde cerrahi olarak kataraktın çıkarılması gerekmektedir” dedi.

Körlüğe Yol Açan 5 Neden! 1

GLOKOM
Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, göz içi basıncının yükselmesine bağlı şekilde göz sinirlerinde hasar oluşması sonucu ortaya çıkan glokomun, global körlük sebeplerinin yaklaşık % 10’unu oluşturduğunu belirterek, “Genelde başlangıç aşamasında herhangi bir şikayete yol açmadan sinsice ilerliyor. Zamanla görme alanında daralma biçiminde görme kaybı gelişiyor. Glokom ilerledikçe santral görmenin de gitmesiyle körlük ortaya çıkıyor. Tanı ancak hastaların kapsamlı göz muayenelerinde göz tansiyonu ölçümü ile görme sinirinin değerlendirilmesi ve gerektiğinde ileri yardımcı tetkiklerin kullanılması ile konulur. Başlangıçta damla ya da lazer tedavisi önerilirken ileri evrelerde cerrahiye başvurulması gerekebilir” diye konuştu.

 

 

Körlüğe Yol Açan 5 Neden! 3

SARI NOKTA HASTALIĞI
Yaycıoğlu, sarı nokta ismi verilen maküla bölgesinin kapsamlı görmeyi sağlamayı başaran göz sinirlerinin özellikle en yoğun olduğu bölgeyi oluşturduğunu kaydederek, şunları söyledi:
“Yaş ile beraber bu bölgede sinir tabakalarının düzeni ve dizilimi bozularak aralarında damar oluşumu ya da sinirlerde yıpranma gelişebiliyor. Bunun neticesinde kişi baktığı noktayı göremiyor ya da lekeli bir cam arkasından bakıyormuş gibi şekilleri bozuk olarak algılıyor. Dünya genelinde körlüğü sebep olan üçüncü sorun olan sarı nokta hastalığının kuru ve yaş olarak tabir edilen iki tipi bulunuyor. Kuru tipi daha yavaş bir seyir gösteriyor. Erken evrelerinde saptandığında kişinin diyetinde değişiklikler veya ağızdan alınan destekleyici vitamin hapları ile kontrol altına alınabiliyor. Ancak yaş tipinde damar oluşumu, sızıntı ve kimi zaman kanama gelişiyor. Bu kişilerde gözün içerisine damarları kurutma amaçlı iğneler yapılsa da ne yazık ki ileri evrelerinde bozulan hücrelerde yenilenme olamıyor. Hastalığın gelişiminin önlenmesinde sigaradan uzak durmak oldukça önem taşıyor.”

KORNEA OPASİTELERİ
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, göze görüntünün net girebilmesi için kornea tabakasının saydamlığının çok önem taşıdığını bu saydamlıkta bir bozulma olduğunda görmede azalma meydana geldiğini belirtti.

Prof. Dr. Yaycıoğlu, aralarında trahomun da yer aldığı bakteri, virüs, mantar parazit gibi organizmaların yol açtığı çeşitli enfeksiyonlar, delici ya da künt çeşitli travmalar bu tabakanın saydamlığının bozulmasına neden olabildiğini ayrıca, kalıtsal geçişli hastalıklarında bu tabakanın saydamlığını bozup değişen derecelerde görmede kayıp yaşanabildiğini ifade etti.

 

 

DİYABETİK RETİNOPATİ
Prof. Dr. Yaycıoğlu, diyabetin uzun dönem komplikasyonlarından bir tanesi olan retinopatinin özellikle kan şekeri kontrolünü sağlamayan kişilerde ortaya çıktığını belirterek, “Diyabet zaman içerisinde hastaların gözün arkasında ışığa hassas olan retina ismi verilen ağ tabakasındaki damarlarda bozulma, sızıntı ve kanamalara yol açıyor. Bu sebeple herhangi bir rahatsızlığı olmasa bile diyabetli kişilerin senede en az bir kez göz arkasının taranması gerekmektedir. Diyabetik retinopati başladıktan sonra da takip aralarının daha da sıklaştırılması önem taşıyor. Kontrollerde gerek görüldüğünde argon lazer ile ya da göz içerisine yapılan iğnelerle tedavi yapılabiliyor. Bazı ileri durumlarda cerrahi uygulamak da gerekebiliyor. Hastalık, zamanında müdahale edilmediğinde göz içinde kanamalara, bant oluşumuna ve yapışıklıklara bağlı şekilde çekmeye bağlı göz arkasında yırtıklara da yol açabiliyor” dedi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.